Gerçek iletişim güven, dürüstlük ve empati gerektirir. Özellikle günümüz şartlarında güven ve dürüstlük oldukça on plana çıkmaktadır. Ikna gücü; empati ve samimiyet size ne kazandırır? Aristoteles ikna gücü yüksek kişilerin konuşmalarında üç farklı unsurdan yaralandığını söyler:
1 . Ethos: konusmacinin iletişim esnasında bıraktığı izlenimleri ilgilidir. Mesajın inandiriciligi konusmacinin dinleyiciye güven vermesine bağlıdır.
2 . Pathos: dinleyici nin duygularıyla ilgilidir . Aristoteles : konuşma duyguları harekete geçirir se dinleyici ikna olur. Empati kurmak çok önemlidir.
3. Logos: konusmacinin kullandığı kelimelerdir. Aristoteles e göre kelime seçimleri ve anlatılan hikaye, alıntı ve olaylar, dinleyiciyi ikna için çok önemlidir. Alıntı yaptığım yazara göre ethos pathos logos sıralaması gitmekte bana göre ise ilk empati yani pathos daha sonra logos ve ethos gelmeli nedeni ise kişi ilk başta karsisindakinin derdini anlayamazsa onun derdine yönelik bir carede bulamaz ardından doğru kelimelerle karsisindakinin güvenini kazanmalı güven etmeni kelimelerden sonra gelmelidir sebebi ise konuşmacı karsisindakine bakislariyla güven vermeyeceği için güveni ilk önce güven oluşturacak kelimelere oluşturacaktır. Ikna hem bilinçaltı hemde bilinç düzeyinde gerçekleşir. Bilinç de kişi duruma odaklanarak rasyonel bir karar verir. Bilinçaltı nda ise duygusallik açığa çıkar ve kişi karsisindakinin ona sağladığı güven ve hislere göre karar verir.
Empati
Empati karşınızda ki kişinin duygularını , fikirlerini ve durumunu anlayıp tanımlama becerisidir. Doğuştan gelen bu beceri bazı insanlarda fazlasıyla gelişmiştir. Bu kişiler bu sayede başkalarının olaylara nasıl tepki vereceğini tahmin edebilirler. Kendilerini onların yerine koyabildikleri için, neyi nasıl söyleyeceklerini belirler. Karşısındaki kişinin düşüncelerini okumaya çalışırlar. Empati si yüksek kişiler herseyden önce yapmacık değildirler ve diğer insanlarda onlarda ki bu samimiyet hissederler. Insanlar birinin kendini onların yerine koyup hislerini içtenlikle anlamaya çalıştığını fark ettiklerinde, dostça bir ilişkinin temeli atılmış olur. Böylece fikir ve önerilerinizi dinleme ihtimalleri artar. Burada yazarın sözü olan doğuştan gelen bir özelliktir sözcüğüne tamamen katılıyorum ve bu özelliğin yani empatinin de gelistirilebilecegine inanıyorum. Bu özelliği geliştirmede buldugum bir yöntemi sizlerle paylaşmak isterim. Bu aşamada ilk önce kendime bir örnek olay seçip kendimi bu örnek olayın içinde hayal ediyorum. Daha sonra bu olaydaki asıl amaç doğrultusunda hayal kuruyorum. Örnek vermem gerekirse, kendimi diyelim ki bir satış görüşmesinde hayal ediyorum ve karşımdaki kişi için herhangi bir sorun buluyorum. Ardından bu sorun benim başıma gelseydi tepkim ne olurdu nasıl düşünür, hisseder ve hareket ederdim diye düşünüyorum. Bunu yaparken birkaç yönden bu konuya derinlemesine iniyorum. Olasılıklar oluştuktan sonra her olasılıkta ben olsam ne yapardım diyorum ve bu çözümleri aşama aşama şu yüzüne çıkarıyorum. Bu aşama çok önemlidir sebebi ise bana göre hayaller insanın bilinçaltını yani duygularını oluşturur. Bilinçaltınızda düşündüğünüz şeyler yani hayalini kurduğunuz şeyler genellikle insanın ihtiyaç duyduğu şeylerdir. Insan hayallerinin çok azı insanın elde ettiği şeyler hakkında kurduğu hayalleri içerir diye düşünüyorum. Bu düşünceler yani hayaller adeta bir hard disk gibi insanın davranışına işler hayaller gidilen istikamette hem motivasyon ortamı hemde bir tür davranış tetikleyici olduğunu düşünüyorum. Sizinde bildiginiz gibi bilim adamları buluşları ilk önce soyutlaştırıp daha sonra somutlaştırma yoluna gider ve burasi çok önemli bu yolda buluşun her aşamasını düşünürler ve bu düşüncelere göre kendilerine bir yol belirlerler. Iste bu hayaller de sizi görüşmenizde dinleyiciye bir adım daha yaklaştıracak çünkü nereye ve ne yönde adım alacağınızı siz zaten çok önceden belirlemiş olmuş olacaksınız geriye sadece adım atmanız kalacak. Diğer bir pazarlama yazı serisinde görüşmek üzere :)
1 . Ethos: konusmacinin iletişim esnasında bıraktığı izlenimleri ilgilidir. Mesajın inandiriciligi konusmacinin dinleyiciye güven vermesine bağlıdır.
2 . Pathos: dinleyici nin duygularıyla ilgilidir . Aristoteles : konuşma duyguları harekete geçirir se dinleyici ikna olur. Empati kurmak çok önemlidir.
3. Logos: konusmacinin kullandığı kelimelerdir. Aristoteles e göre kelime seçimleri ve anlatılan hikaye, alıntı ve olaylar, dinleyiciyi ikna için çok önemlidir. Alıntı yaptığım yazara göre ethos pathos logos sıralaması gitmekte bana göre ise ilk empati yani pathos daha sonra logos ve ethos gelmeli nedeni ise kişi ilk başta karsisindakinin derdini anlayamazsa onun derdine yönelik bir carede bulamaz ardından doğru kelimelerle karsisindakinin güvenini kazanmalı güven etmeni kelimelerden sonra gelmelidir sebebi ise konuşmacı karsisindakine bakislariyla güven vermeyeceği için güveni ilk önce güven oluşturacak kelimelere oluşturacaktır. Ikna hem bilinçaltı hemde bilinç düzeyinde gerçekleşir. Bilinç de kişi duruma odaklanarak rasyonel bir karar verir. Bilinçaltı nda ise duygusallik açığa çıkar ve kişi karsisindakinin ona sağladığı güven ve hislere göre karar verir.
Empati
Empati karşınızda ki kişinin duygularını , fikirlerini ve durumunu anlayıp tanımlama becerisidir. Doğuştan gelen bu beceri bazı insanlarda fazlasıyla gelişmiştir. Bu kişiler bu sayede başkalarının olaylara nasıl tepki vereceğini tahmin edebilirler. Kendilerini onların yerine koyabildikleri için, neyi nasıl söyleyeceklerini belirler. Karşısındaki kişinin düşüncelerini okumaya çalışırlar. Empati si yüksek kişiler herseyden önce yapmacık değildirler ve diğer insanlarda onlarda ki bu samimiyet hissederler. Insanlar birinin kendini onların yerine koyup hislerini içtenlikle anlamaya çalıştığını fark ettiklerinde, dostça bir ilişkinin temeli atılmış olur. Böylece fikir ve önerilerinizi dinleme ihtimalleri artar. Burada yazarın sözü olan doğuştan gelen bir özelliktir sözcüğüne tamamen katılıyorum ve bu özelliğin yani empatinin de gelistirilebilecegine inanıyorum. Bu özelliği geliştirmede buldugum bir yöntemi sizlerle paylaşmak isterim. Bu aşamada ilk önce kendime bir örnek olay seçip kendimi bu örnek olayın içinde hayal ediyorum. Daha sonra bu olaydaki asıl amaç doğrultusunda hayal kuruyorum. Örnek vermem gerekirse, kendimi diyelim ki bir satış görüşmesinde hayal ediyorum ve karşımdaki kişi için herhangi bir sorun buluyorum. Ardından bu sorun benim başıma gelseydi tepkim ne olurdu nasıl düşünür, hisseder ve hareket ederdim diye düşünüyorum. Bunu yaparken birkaç yönden bu konuya derinlemesine iniyorum. Olasılıklar oluştuktan sonra her olasılıkta ben olsam ne yapardım diyorum ve bu çözümleri aşama aşama şu yüzüne çıkarıyorum. Bu aşama çok önemlidir sebebi ise bana göre hayaller insanın bilinçaltını yani duygularını oluşturur. Bilinçaltınızda düşündüğünüz şeyler yani hayalini kurduğunuz şeyler genellikle insanın ihtiyaç duyduğu şeylerdir. Insan hayallerinin çok azı insanın elde ettiği şeyler hakkında kurduğu hayalleri içerir diye düşünüyorum. Bu düşünceler yani hayaller adeta bir hard disk gibi insanın davranışına işler hayaller gidilen istikamette hem motivasyon ortamı hemde bir tür davranış tetikleyici olduğunu düşünüyorum. Sizinde bildiginiz gibi bilim adamları buluşları ilk önce soyutlaştırıp daha sonra somutlaştırma yoluna gider ve burasi çok önemli bu yolda buluşun her aşamasını düşünürler ve bu düşüncelere göre kendilerine bir yol belirlerler. Iste bu hayaller de sizi görüşmenizde dinleyiciye bir adım daha yaklaştıracak çünkü nereye ve ne yönde adım alacağınızı siz zaten çok önceden belirlemiş olmuş olacaksınız geriye sadece adım atmanız kalacak. Diğer bir pazarlama yazı serisinde görüşmek üzere :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder