H.C. Armstrong
...
Bozkurt
...
Atatürk hakkında yazılmış zırvalıklar silsilesi!
Kitap abartısız olarak söylemek gerekirse, şu ana kadar yazılmış veya yazılacak olan tüm biyografi kitapları arasında tarihi bilgiler olarak asılsız ve yetersiz aynı zamanda objektiflikten tamamen yoksun bir kitaptır. Bu kitap 1932 yılında yayınladığında tüm dünyada yankı oluşturmuş olasa da nedeni bana göre yabancı kaynaklı yazarların yine Türkleri dünyanın görmek istediği gibi göstermesi sayesinde bu kadar ses getirdiğine inanıyorum. Haklı sebeplerimi sıralayacak olursam kitaptaki çoğu bilgi yanlıştır.
Bu yanlış bilgilerden bazıları;
- Yazar Türklerin Anadolu coğrafyasına ilk Selçuklularla girdiğini ve Türklerin sadece Osmanlıdan ibaret olduğunu sanmaktadır.
- Zübeyde Hanımın oldukça fakir bir köylü kızı olduğunu savunmuştur. Gerçeği ise Zübeyde hanımın varlıklı bir aileden gelmiş olmasıdır. Aynı zamanda yine Zübeyde Hanımın ileri ki yaşlarda kör olduğunu yine yanlış bilgiler eşliğinde bize sunmuştur.
- Atatürk'ün bir mason olduğu yalanı ortaya atılmış olup locaların kapatılma gerçeğinden bahsedilmemiştir.
- Atatürk, Latife Hanım ile sokağa fırlayıp gördükleri ilk hocaya "bizi hemen burada evlendir." diye bir söz ve harekette bulunmamış olup düğünü Latife Hanımın evinde yapılmıştır. Nikah şahitlerinden biri ise Kazım Karabekir' dir.
H.C. Armstrong Kimdi?
İngiliz ordusunda yüzbaşı olarak görev alan Armstrong, Birinci Dünya Savaşında görev yeri Yemen'e çıkmıştır ve çarpışmalarda Türklere esir düşmüştür. Esir hayatından ise verdiği rüşvet ile kurtulmayı başarmıştır. Türkleri engellemek adına cepheye yollanan böylesine bir kişinin Türkler hakkında ve Atatürk hakkında objektif olması nefretini yazılarında yanlış bilgi olarak göstermemesi çok gülünç bir durumdur.
Şimdi ise kitaptan bir kaç abartılmış bilgiyi sizlere sunacağım ki, bu yalanlara hep birlikte gülelim.
Kavgacı Atatürk
Mustafa'nın 11 yaşına geldiğinde annesi Mustafayı okumaya ikna etti. Oğlunu yeniden Selanik'te bir okula yazdırdı. Ne var ki kırsal hayatın özgür havasına alışan bu çocuk, yerleşik disipline ayak uydurmakta güçlük çekiyordu. Hocalarına karşı isyankar, arkadaşlarına karşı yırtıcı ve saldırgan davranıyordu. Dolayısıyla sık sık arkadaşlarıyla münakaşalara, kavgalara tutuşuyordu. Bir defasında hocası Mustafayı arkadaşlarının saldırısından zor kurtararak ona, sopası ve elleriyle yoğun bir ders verdi.
Objektif yazarın Türk üniformalarına
olan objektif yorumu
Dayısı onun hırçın tabiatını dikkate alarak, Selanikteki askeri ortaokula vermeyi önerdi. Annesi bu teklifi reddettiyse de özellikle komşularının oğlu Ahmedin bu okuldan mezun olduktan sonra TAVUS KUŞU GİBİ RENKLİ ÜNİFORMALARLA gezmesini hayranlıkla gören delikanlı dayısının teklifini ısrarla savundu.
Çapkınlıkta sınır tanımayan Mustafa
Daha on dört yaşına gelmeden sabilik dönemini bitirmiş ve cinsi duyguları canlanmaya başlamıştı hatta o yaşta iken komşularının kızıyla bir aşk macerasına girmişti. Akranları sokaklarda oynarken, o en güzel elbiselerini giyerek, pencerelerin gerisindeki kadınları gözetlemek için sokakları arşınlar veya limandaki genelev (WTF?) kadınlarıyla maceralara girerdi.
Payitahttaki maceralı hayat
Şimdi yirmi bir yaşındaydı, daha önce hayatını geçirdiği manastır ve Selanik , nisbeten küçük taşra şehirleri görünümünde, pek eğlence yerleri ve vakit geçirme imkanları olmayan yerlerdi. Mustafa ise annesi gibi dindar olmadığından başkentin büyüleyici havasına kavuşur kavuşmaz, kendisini gece kulüplerine, barlara ve kahvehanelere attı.
Not: Verilen örneklerde tarafımca yazılarda düzeltilme veya sansür uygulanmamıştır. Kitapta yazılan yalan bilgileri değiştirmeden yazıya aktardım.
![]() |
| 193∞ |
Bu verilen örnekler bu kitabın sadece ilk otuz sayfasında yer alan bilgilerdir. Kim bilir daha neler atıp tutmuştur. Okumak isterdim ancak Atatürk ün sözde kurtuluş yıllarında kurduğu vatan adlı dergiden dolayı haftalar boyu hapis yatması gibi saçma hayal ürünü tarihi bilgilerin aşırı bir şekilde gerçekmiş gibi empoze edilme şekilleri, bir Türk olarak ve Atatürk ün izinden gitmeyi görev edinmiş bir genç olarak sabrımı taşıran son damla oldu. En çok gücüme giden konu ise Türkler tarihini dış kaynakların yazdığı bu abuk subuk kitaplardan öğrenmeye yavaş yavaş başlamasıdır. Özellikle de yapılan Türk tarihi temalı yabancı kaynaklı filmlerden. Sadece yakın tarih adına değil, Türklüğün başladığı yıllardan itibaren bu yana yazılan tarihide ele almamız ve bu yönde belgesel, film ve en çok kitap yazılması gerekmektedir. Bir Türk olarak gelecek yıllarda çocuklarımızın kendi şanlı tarihini yabancı uydurulmuş kaynaklardan öğrenmeleri beni oldukça korkutuyor. Çünkü Türkü uyandırmamak için Türklüğün tarihini ele geçirmeye ant içmiş kişilere karşıdır bu direniş.
GEÇMİŞİNİ BİLMEYEN, GELECEĞİNE YÖN VEREMEZ!


HASAN SANCAK KİMDİR?
YanıtlaSilhttps://biyografi.com.tr/hasan-sancak-kimdir/?fbclid=IwAR0IvSCn3_udesfD7WEjfsyLuuEX_YWMEWcCAz06d_u_HlvhXCdQVt9VMLY